Sınır koymak çoğu insana soğuk bir şey gibi gelir. "Hayır dersem kırarım", "uzaklaştırırım" diye düşünülür. Bu yüzden çoğu kişi sınır koymaz, sonra sessizce yıpranır. Oysa Henry Cloud ve John Townsend, Boundaries (1992) kitabında tam tersini gösterdi. Sınır bir uzaklaştırma değil, bir koruma biçimidir.
Onların kullandığı görüntü açıklayıcı. Sınır bir duvar değil, bir bahçe çitidir. Çitin bir kapısı vardır. Neyin içeri gireceğine, neyin dışarıda kalacağına sen karar verirsin. Duvar her şeyi keser, çit seçim yapar.
Sınır neden mesafe koymaz
Sağlıklı sınır ilişkiyi bitirmez, sürdürülebilir kılar. Sınırı olmayan ilişkide bir kişi sürekli verir, diğeri sürekli alır. Bir süre sonra veren tükenir ve genelde sessizce uzaklaşır. Asıl mesafeyi açan, sınır değil, sınırsızlıktır.
Sınır koymak aslında ilişkiye duyulan bir saygıdır. "Bu benim için zor" diyebilmek, ilişkinin gerçeği taşıyacak kadar sağlam olduğuna güvenmektir. Hiç hayır denmeyen bir evet, çok şey ifade etmez.
Ben dili savunmayı çözer
Aynı ihtiyaç farklı söylendiğinde farklı duyulur. Sen dili karşıdakini sanık sandalyesine oturtur. "Sen hiç dinlemiyorsun" cümlesi savunmayı tetikler. Karşı taraf konuyu değil, suçlamayı duyar.
Ben dili bunu değiştirir. "Dinlenmediğimde yalnız hissediyorum." Aynı şikâyet, ama bu kez bir saldırı değil, bir paylaşım. Thomas Gordon'ın yıllar önce gösterdiği gibi, insan suçlanmadığında dinlemeye daha açıktır. Mesele kelimeleri yumuşatmak değil, oku karşıdakinden çekip kendi ihtiyacına çevirmektir.
Tekrar eden döngüler
Bir döngü görülmeden kırılamaz. Çoğu ilişkide aynı tartışma aynı yerde döner. Konu değişir, kalıp aynı kalır. Biri uzaklaşır, diğeri yaklaşır. Biri susar, diğeri büyütür. Bu kalıp çoğu zaman fark edilmeden tekrarlanır.
İlk adım onu görmektir. "Yine aynı yere geldik" diyebilmek başlı başına bir kırılma anıdır. Döngü görüldüğünde, davranışın bir yerinde duraklamak mümkün olur. Hep yaptığı şeyi yapmak yerine bir an durmak. Küçük bir duraklama bile kalıbı bozar.
Koçlukta ne yapılır
İlişki koçluğu kimin haklı olduğunu söylemez, kalıbı görünür kılar. Amaç karşı tarafı değiştirmek değil. Kişinin kendi payını, kendi sınırını ve kendi tekrarını fark etmesi. Değişebilen tek şey, kişinin kendi tarafıdır. Orası değişince ilişkinin dengesi de çoğu zaman kayar.
Cevvela bakışı
- Sınır bir duvar değil, kapısı olan bir çittir.
- Mesafeyi açan sınır değil, sınırsızlıktır.
- Sen dili savunmayı tetikler, ben dili duyulmayı kolaylaştırır.
- Bir döngü görülmeden kırılamaz, görüldüğünde duraklanabilir.
- Koçluk kimin haklı olduğunu söylemez, kalıbı görünür kılar.
