Aynı Film, Farklı Oyuncular
"Bir daha aynı hatayı yapmayacağım" diyerek başlanan ilişkinin, bir süre sonra yine tanıdık bir noktaya geldiğini fark etmek tuhaf bir his. Kişi farklı, ama his aynı. Kavgalar aynı konuları dönüyor. Bitiş aynı acıyı bırakıyor.
Bu rastlantı değil. Ve kötü şans da değil.
John Bowlby, beynin ilişkileri erken dönemde edindiği şablonlar üzerinden işlediğini öne sürdü. Buna iç çalışma modeli dedi (Attachment and Loss, 1969). Bu model, "ilişkiler nasıl işler, ben ne bekleyebilirim, ne vermem bekleniyor?" sorularına örtük yanıtlar içeriyor. Ve bu yanıtlar bilinçdışında çalışıyor.
Beyin tanıdık olanı güvenli olarak kodluyor. Bu yüzden aynı dinamiği yaratan bir insanla karşılaşıldığında bir şey klik ediyor: bu kişi tanıdık hissettiriyor. Bu his seçimi şekillendiriyor.
Bağlanma Stilleri Bu Seçimi Açıklıyor
Mary Ainsworth'un çalışmaları üç temel bağlanma stili tanımladı; sonraki araştırmalar dördüncüyü ekledi (Patterns of Attachment, 1978):
Güvenli bağlanma: yakınlık hem aranabiliyor hem bırakılabiliyor. Bu stile sahip yetişkinler ilişkilerde daha az dramatik dalgalanma yaşıyor.
Kaygılı bağlanma: terk edilme korkusu yüksek, onay ihtiyacı belirgin. İlişkide sürekli doğrulama aranıyor; bu çoğu zaman karşı tarafta mesafe yaratıyor. Bu mesafe korkuyu besliyor. Döngü başlıyor.
Kaçıngan bağlanma: yakınlık tehdit olarak kodlanmış. Bağlılık aranıyor ama aynı anda uzaklaşma da var. Yakınlaşıldıkça çekilme refleksi devreye giriyor.
Düzensiz bağlanma: hem yakınlık hem uzaklık tehlikeli hissettiriyor. Genellikle erken dönemde bakım verenin aynı zamanda tehdit kaynağı olduğu durumlardan çıkıyor.
Bu stiller kader değil. Ama bunları tanımlamadan değiştirmek zor.
Örüntü Düşünceden Önce Geliyor
Daniel Siegel'ın nörobilim çalışmaları bu örüntülerin örtük bellekte saklandığını gösteriyor (The Developing Mind, 1999). Örtük bellek bilinçsiz çalışır: karar vermeden önce tepki gelir, duygu düşünceden önce gelir.
Bu yüzden "artık bunu yapmayacağım" kararı çoğu zaman yeterli olmuyor. Akıl kararı vermiş ama beden eski örüntüyü çalıştırıyor. Bu iradeyle çözülecek bir sorun değil; örüntünün bedensel düzeyde tanınmasını gerektiriyor.
Farkındalık Neden Yetmez
"Artık farkındayım" cümlesi önemli bir adım. Ama genellikle tek başına değişimi üretmiyor.
Mary Main'in yetişkin bağlanma araştırmaları umut verici bir bulgu sunuyor: erken dönem bağlanma stili değişebiliyor. "Kazanılmış güvenli bağlanma" dediği durum, güvenli bir ilişki deneyimi, uzun süreli terapötik çalışma ya da bilinçli bir ilişki koçluğu süreci aracılığıyla gelişebiliyor (Adult Attachment Interview, 1985).
Bu süreç zaman istiyor. Ama başlangıç noktası her zaman aynı: örüntüyü onu tetikleyen an içinde görebilmek.
"Geçmiş geleceği belirlemez; ama ona hazırlık yapar." > Daniel Siegel, The Developing Mind, 1999
Cevvela Bakışı
- İlişki örüntüsü tekrarı şans ya da kötü seçim değil; beynin örtük şablonlara göre işlemesinin sonucu (Bowlby, 1969).
- Bağlanma stili bilinmeden örüntüyü değiştirmek zor; stili tanımak değişim için başlangıç noktası.
- Örüntü düşünceden önce geliyor; bu yüzden "artık farkındayım" kararı tek başına genellikle yetmiyor (Siegel, 1999).
- Erken dönem bağlanma stili kader değil; kazanılmış güvenli bağlanma mümkün (Main, 1985).
- Koçluk bu süreçte örüntüyü tetiklenme anında görmek ve yeni tepki alanları açmak için kullanılabilir.
