Travmanın Anatomisi
Makaleler
Alper Tanca·15.06.2026·5 dk okuma

Travmanın Anatomisi

“Travma tetiklendiğinde olduğun yaşa göre davranmazsın; yaranın oluştuğu yaştaki gibi davranırsın.” — Dr Gabor Maté

Bunları her gün görüyoruz; ama çoğu zaman gerçekte neye tanıklık ettiğimizi fark etmiyoruz.

Anlamaya çalışmak yerine hızlıca yargılayan bir dil kullanıyoruz:

“Çocuk gibi adam “Çocuk gibi trip atıyor.” “Somurtuyor.” “Koca bebek.” “Mızmız.”

Bu etiketler çoğu zaman gerçeği ıskalar.

Regülasyonunu kaybetmiş bir kişi “olgun değil” demek değildir — bunalmıştır. Duygusal gelişimi, travmanın yaşandığı yaşta donmuştur ve tetiklendiğinde sinir sistemi onu, hayatta kalmanın ilk kez zorunlu hale geldiği o ana geri çeker.

Bu zayıflık değildir.

Bu manipülasyon değildir.

Bu travmadır.

Penny Parks bunu 1990’daki Rescuing the Inner Child kitabında etkileyici biçimde anlatır: Kronik korku veya istismar içinde büyüyen çocuklar duygusal olarak tükenir; kendilerine ait olmayan, failin yarattığı bir duygusal borcu öderler.

Çocuğun kaynakları şunlara harcanır:

  • güvende kalmak
  • sessiz kalmak
  • tehlikeyi öngörmek
  • başkasının kaosunu yönetmek
  • asla yaşanmaması gerekeni atlatmak

Bu yüzden duygusal gelişim durur — çocuk “zor” olduğu için değil, kapasitesi dolduğu için.

Yıllar sonra, yetişkinlikte…

Bir ses tonu, bir bakış, bir anlaşmazlık, bir baskı anı…

Ve beden, ilk yaranın duygusal yaşına geri döner.

Bu çocukça davranış değildir — güvenlik isteyen iç çocuğun sesidir.

Yargılamadan tek bir soruyu sorduğumda — “Onlara ne oldu ve bunu yaşadıklarında kaç yaşındalardı?” — tüm iletişim değişiyor. Merak utancın yerini alıyor; şefkat iyileşmenin kapısını aralıyor.

Ve belki o zaman hayır diyememiş olabilirsin, bu zayıflık değil, sadece seni hayatta tutmaya çalışan sinir sisteminin donma tepkisidir.

Gerçek iyileşme istiyorsak, “Onlarda ne sorun var?” demeyi bırakıp “Onlara ne oldu ve o sırada kaç yaşındalardı?” demeye başlamalıyız. Travmayı anladığımızda, bir zamanlar birinin hayatta kalmasını sağlayan tepkileri yüzünden, onu utandırmayı bırakırız.

Unutma sen sadece hayatta kalmaya çalışıyordun.

×
×